19 Yıllık serüvenim

1992-2011 19 Yıllık serüvenim…

Blogumda bir “hakkımda” yazısı bulundurma ihtiyacı duymadım uzun süre. Aslında ne yazacağımı da çok iyi bilmiyordum. Kendimi iyi anlatabilen biri olamadım hiçbir zaman (Bkz:Disleksi). Ama yazmak… Yazdıkça, yazılanları düzelttikçe ister istemez elimde bunu yapabilecek bir araç oluştu. Tepkiler çoğunlukla olumluydu, bu beni daha çok yazmak için şevk etti. Yazılım ile ilgili konular yazılımın kendisinden ibaret olmamaya başladı ve sektöre yönelik analizlerin “yazılımcı”nın gözünden aktarılmasının insanların beklentileri arasında daha çok olduğunu gördüm. 19 yıldır bu sektörün ortasında, kıyısında ama hep içindeydim. Bu süreç insanı hem yıpratıyor hem de olgunlaştırıyor. Yüzlerce insanı, onların davranış kalıplarını, korkularını, sevinçlerini ezberleminizi sağlıyor. Sanırım deneyim dedikleri bu olsa gerek.

1992 ->

Lise 2′deydim. 1992 yılında Mersin’de atari salonlarının müdavimlerinden 14 yaşında bir çocuktum. Ama atari salonlarında tek yaptığım oyun oynamak değildi. Makinenin içini merak edip, kurulumları izleye izleye, ilgimi ekrandan cihazın kendisine kaydırmaya başlamıştım. Bir süre sonra oyun kurulumlarını, cihazın işleyişini, ufak birkaç komutu öğrenerek bu ilgiyi bir meslek haline dönüştürmeye başladım. Atari salonlarında çalışmaya başladım, hemen hemen tüm mevcut atari makineleri öyle böyle elimden geçmeye başladı. Ufak harçlıklar da işin ikinci plandaki güzel yanıydı. Ama o harçlıklar yine cihaza gidiyordu. Çoğu zaman okula yürüyerek gidip gelmek bile buna engel olamadı. Yediğim dayaklar da başka bir yazının konusu olacak kadar çoktu :)

Babam bundan oldukça rahatsızlık duymuş olacak ki bit pazarından bir “Atari 2600″ aldı. O zamanlar için artık “demode” sayılabilecek bu makine bile beni benden aldı desem yanlış olmaz. Bir Commodore 64 olmasa da Mersin gibi bir yerde buna sahip olmak bile her çocuk için harika bir armağandı. Ama kurbağayı nehrin karşısına geçirmek, Street Fighter karşısında hala tercih edilebilir bir şey değildi benim için. Çok sürmedi ve yine atari salonlarına dönüş yaptım.

1994 ->

Sınav tercihlerinde kendine çok güven duymak açıkta kalmama neden oldu. O sene ek kontenjan ile hiç istemediğim bir bölüme Hacettepe Jeoloji Mühendisliğine girmek zorunda kaldım. Ama Ankara o zamanlar PC ile daha haşır neşir olabileceğim bir ortam sundu. Bazen arkadaşlarımın başlarının etini yiyerek PC’lerini birkaç günlüğüne alıyordum. Onlarca disketten oluşan dandik programlardan, balon içine harf yazmaktan ibaret olan çizim uygulamalarına, oyunlara kadar her şeyi kurmak, üzerinde çalışmak, bozulana kadar komut kombinasyonlarını denemek hastalık haline gelmişti. Bunu okulun kütüphanesinde bulduğum bilgisayar kitapları izledi. Okula hangi ara gittim, neler yaptım, hangi kızlarla çıktım, hangi sinema filmlerini izledim çok iyi hatırlamıyorum ama 16-18 yaşlarından bana kalan en güzel anılar bunlardı. Bu sırada artık az çok “bilgisayarcı” damgasını yemiştim. Çevremdekilerin gidip geldiği kurumlara ufaktan hizmetler vermeye başladım. Ankara Tabip Odası iyi bilgisayarlara sahip olan bir yerdi ve sık sık gitmeye başlamıştım. Donanım artık çocuk oyuncağı haline gelmişti. Tüm PC yi en ufak parçasına kadar ayırıp, sonra yine toplamak sık yaptığım işlerdendi. Ama işletim sistemi ve programlama her zaman ön plandaydı.

1998 ->

Hacettepe’yi bırakarak Doğuş Üniversitesi’ne girdim. Biraz tehlikeli bir karardı. Bursu kaybetmem durumunda okulu tamamen bırakmam gerekecekti ama o tehlikeyi hiç yaşamadım sonraki yıllarda. Doğuş Üniversitesi elde edebileceğim en iyi bilgisayar diyarını bana sundu. İki bilgisayar eğitimi alan arkadaşımla aynı evde kalmaya başladık (Serdar Temel şu an Temel Bilgisayar’ın ve harcamalarim.com projesinin sahibi, Mehmet Ali Özbay kısaca Mali, HU Texas Learning and Computation Center’da yazılım geliştirici). Sadece saatlerce süren Age of Empires partileri için değil, Visual Basic ve Delphi başta olmak üzere birçok konuda bana sağladıkları bilgi havuzu için onlara ne kadar teşekkür etsem azdır. Bu sırada Tarsus’taki bir firmaya freelance web işleri yapmaya başladım. Oradan alacaklarım karşılığında bir PC de elde etmiştim. Okulun bilgi işlem departmanında “fiili” olarak çalışır buldum kendimi. Daha sonra o zamanın iyi firmalarından birinde okuldan arta kalan zamanlarımda web geliştirmeye başladım. Bir işi kaybetmemek için bilmediğim halde biliyorum dediğim Macromedia Flash’ı bir gecede öğrenmek zorunda kaldığımı hatırlıyorum. O gece çıkan işi firma beğenmişti. Bu sırada maalesef ve üzülerek söylemeliyim ki ismini hatırlayamadığım bir arkadaşım sayesinde Linux ile tanıştım. Sistem yönetimi yapan bu arkadaşı izlemek yanında oturup bir şeyler kapabilmek oldukça zevkliydi. O zamanlar sorularımdan baya bunalmış olmalı :) Bu iş deneyimi benim için dönüm noktasıydı. Yeni kapılar açılmıştı önümde. Mali konuda da deneyim kazanmaya başlamıştım. İlk defa paramı alamama ile yüzleştiğim oldu. İlk defa buna nasıl tepki vereceğimi öğrenmeye başladım. Birçok iyi firmanın ilk websitelerini veya ilk değişikliklerini yapıyordum. Bu arada ASP serüvenine son vererek PHP’ye geçiş yaptım. ASP bana Internet yazılımında iyi bir arkadaş olmuştu, onun zayıflıkları yazılımcıyı güçlendiren, sorunları çözmek için daha çok çaba göstermesini sağlayan bir etki yaratır. 2002 yılında Python ile tanıştım. İlgimin çoğu kısmını Zope oluşturuyordu. Yahoo Groups’ta bulunan piton adlı grubu takip etmeye başladım ancak 50-60 kişilik bu grup maalesef çok yetersiz kalıyordu. Zope desteği olan yerli hosting firmaları da bulunmuyordu. O zamanlar ivme Python açısından pek olumlu değildi Türkiye’de.

2003 ->

Yüksek Lisans başvurularımın kabul edilmesi üzerine ODTÜ Bilişim Sistemleri ve Felsefe bölümlerine kayıt yaptırdım (O zamanlar iki bölüme kayıt yaptırabiliyordunuz). Bu arada ilk 5 rakamlı işimi aldım ve Pratisyen Hekimlik Derneği’nin üye veritabanını ve sitesini hazırladım. Bunu çeşitli Tabip Odalarından gelen site talepleri izledi. Oldukça verimli zamanlarımdı. Okulda Java ve Netbeans konusunda kendimi geliştirmeye başladım. Kaldığım yurttan birkaç arkadaşımızla DC++ için sunucular kurup, yönetmeye başladık. 2003-2005 arasında ODTÜ yurtlarında kalıp film/dosya paylaşımı yapan herkesin başta Kaan, Hanifi ve ben olmak üzere birkaç kişiye teşekkür borcu var :) mymetu.com projesini yapmaya başladık ama maalesef yoğun iş ve okul temposundan o projemiz askıda kaldı. thefacebook.com ortalıkta yoktu henüz ama onunla işleyiş olarak farkı olmayacaktı (tamam tamam öyleydi ama beceremedik sonuçta :) gülmeyin hemen).

2005 ->

Askerde supermen bilgisayarcı muamelemesi görmek suretiyle maruz kaldığım eziyetin haddi hesabı yoktur. Notepad’te html kodlamak (Karanet’te siteler statikti), Paint’te logo hazırlamak, Excel’de 9. Kolordu için muhasebe programı yazmak, işlemcisinin var olup olmadığı tartışılır bilgisayarları ayağa kaldırmak bunlardan bir kaçıydı. Askerden döndükten 3 gün sonra yeni işime başladım. Turkcell’in çözüm ortağı olan bu firmada başta mesajlaşma sistemleri olmak üzere Telekomünikasyon konusunda oldukça büyük deneyimler elde ettim. Bu süreçte öğrendiğim bir çok şey için Turkcell’in çözüm ortaklarından 3G Bilişim’in kurucusu Levent Yıldırım’a da bir teşekkür etmeden geçmeyeceğim. J2me ile ileride devam etmesem de oldukça haşır neşir olduğum bir süreç yaşadım.

2007 ->

Bir süre freelance çalışmaya başladım. Bu sırada Ostim’de bir firmanın bilgisayar ve yurtdışı görüşmelerini yapmaya başladım. Ebay’de, GittiGidiyor’da yurtdışından gelen konteynerların bir köşesine attırdığım elektronik ürünleri sattım. Ama bu süreç çok uzun sürmedi ve Ankara’nın en büyük ajanslarından birinin ilanına Bilgi İşlem Müdürü olarak başvurdum. Ajans’ta çalışanlar bilir; işler çok stresli, tempolu ve bazen de hoş olmayan süreçlerle ilerler. Ama bu firmanın bana kattığı çok şey vardır. Kişilik olarak biraz sert bir mizaç edinmemi sağlamıştır ama olaylara daha sakin yaklaşmamı da sağlamamıştır. Sektörde olan hiçbir şeye kolay kolay şaşırmayacak bir düzeye taşımıştır beni. İnsanları yönetmenin, onlar ile şirket arasında adil bir terazi olmanın ne kadar güç olduğunu da orada öğrenmiş oldum. Kod yazmak, sistemleri yönetmek bir rutindi ama bir yazılımcının maaşının arttırılmasını talep etmek, şirketin olumsuz bir isteğini diğer çalışma arkadaşlarıma, onların ruh hallerini dikkate alarak kabul ettirmeye çalışmak; işte asıl yorucu olan bu süreçti. Bu süreçte tanıdığım ve her zaman birlikte çalışmaktan mutluluk duyduğum Tümay Çeber, Ahmet Emin Yüce, Hamide Yüce ve Adem Kıvanç Filtekin’in adlarını da anmadan geçmeyeyim. Kriz ile birlikte bu çalışma ortamı daha çok katlanılmaz hal alınca 2009′da pılımı pırtımı toplayıp Mersin’e yerleştim. Bu yıllarda cember.net’in üzerimdeki etkisini de es geçemem. Hayat boyu devam edeceğim dostluklar edindim. Sektörü çok yakından tanıma fırsatım oldu, insan ilişkilerinin ne kadar önemli olduğunu gördüm. Outsource birçok iş almamı da bu siteye borçluyum.

2009 ->

Artık tek başımaydım. hayatımın en yoğun kod yazma sürecine girdim. 2 yıl boyunca ortalama 18-20 saat kadar çalıştım. Yüzlerce uygulama, bir o kadar sistem yönetim işleri, veri madenciliği işleri yaptım. Bir şirkette veri madenciliği üzerine çalışmak üzere kalkıp İstanbul’a gittim. Maalesef işler göründüğü gibi değildi. Firma zor süreçler geçiriyordu bu yüzden Mersin’e yeniden dönmeye karar verdim. Ama o şirkette oldukça kaliteli yazılımcılarla tanışma fırsatım oldu. Yılmaz Uğurlu, Emre Yılmaz, Timu Eren, Umut Aydın, Cihan Okyay bunlardan birkaçıdır. Mersin’e döndükten sonra bir firma kurma düşüncesi ile Kosgeb kurslarını tamamladım. Maalesef yazılımcı bulamadım ve kaynaklarım tükeniyordu. Bunun üzerine bir de 147 kiloya ulaşınca ve artık ölüm kapımı tıklamaya başlayınca, başka bir çözüm yolu gözükmedi ve Ankara’da bir firmada çalışmaya başladım. Orada da işler dışarıdan göründüğü gibi değildi. Bu sefer şirket sahibi sorunun bende olduğunu ve bir firmada kolay kolay mutlu olamayacağımı söyledi. Diğer konularda oldukça yanılgı içerisinde olduğunu düşünsem de bu konuda haklı olabilirdi.

2011 ->

Biraz da bu öneriyi dinleyerek iki arkadaşımla Eylül ayında kendi firmamızı kurduk. Bu Pazartesi serüvenimiz başlıyor ve bilgisayar başına oturuyoruz. Bu süreçte kariyerlerini bırakıp aramıza katılan yazılımcı ve tasarımcı arkadaşlarımız da oldu. İdeallerle, gerçekleri birbirine karıştırmadan, kendimizi ve sektörümüzü büyültecek oldukça güzel başarılara imza atacağımıza adım gibi eminim. Şairin dediği gibi:

“Büyük aşklar yolculuklarla başlar ve serüvenciler düşer yollara…”
Ahmet Telli

Düştük biz de yollara…

02.10.2011

9 Comments on "19 Yıllık serüvenim"

  1. Emre Savaş diyor ki:

    Altan abi çok iyi aktarmışsın yaşadığın süreçleri. Seni çok yakından tanımıyorum ama güzel deneyimlerin olmuş (özellikle gençlik kısımları) ve bunu da şu anda en iyi şekilde değerlendirip işine yansıtacağına eminim. Bol şans :)

  2. İbrahim Uzun diyor ki:

    İyi yolculuklar. Önümüzdeki yılların da başarılı yol öykülerini dinlemek için bekliyorum.

  3. Fatih diyor ki:

    Altan Bey sizi WHMCS Garanti modülüyle tanıdım. Sitenize ogün girdim, ardından her hafta en az 3 kez girmeye başladım. Bir eleştiride ben yapayım. Tipik yazılımcı istikrarsızlığı varmış sizde… Şuan ofisiniz Ankarada sanırım. Çay içmeye geliriz adres gönderirseniz ;)

  4. engin diyor ki:

    Merhaba şu an hangi ildesininz. şirketiniz mersinde mi başka ildemi.

  5. aykut kılıç diyor ki:

    Gerçekten hikayenizden etkilendim.(Sanırım 33 yılın kısa 1 özeti olmuş.)Tabi ki buradan çıkacak en önemli sonuç; azmin ve isteğin ne kadar önemli olduğudur..Umarım kilo sorununu çözmüşsünüzdür ve umarım şirketiniz büyük başarılara imza atar..

  6. Hasan Sertçelik diyor ki:

    Gerçekten güzel bir yazı olmuş.Elinize Sağlık

  7. Rıdvan Bilgin diyor ki:

    Uzunca bir süre IT sektöründe yer aldım. Son 1,5 senedir farklı bir alanda da olsam, takip listemde Altan Tanrıverdi’nin yeri bakîdir. Bu yazıyı okuyunca mutlu oldum. Allah muvaffak etsin. Zira bu piyasada hem bu kadar bilgi ve tecrübe sahibi olup hemde tevazu sahibi olan insan sayısı pek fazla değil. Başarılar dilerim.

  8. Emre Acar diyor ki:

    Gecenin bu saatinde bu siteye nereden suruklendim bilmiyorum. Benim gibi istatistik bolumunu yeni bitirmis (yeni derken 23 yasinda sanmayin 9,5 yil oldu :) ve bilisim sistemlerinde yuksek lisans yapmayi dusunen ayrica kosgeb kurslarina basvurarak kendi sirketini acmayi planlayan ustelik kendi capinda felsefeyle de ilgilenen biri olarak seruveniniz gercekten ilgimi cekti ve bir merhaba demek istedim. Belki de bu kadarindan hoslanmayacaksiniz ama su mymetu projesinin bir benzerini bende dusunmustum ve hic bir zaman vaktim olmadi. Sadece ogrenciler girebiliyordu degil mi? :) Genel’in basarili olacagi supesiz. Sizinkiler kadar iyi olmasa da benim de elimde bir kac domain var. Umarim ben de amaclarima ulasabilirim ve kendime ayirabilcegim bolca vaktim olur. Simdilik hoscalakalin. Iyi geceler.

Got something to say? Go for it!